Dubai Gezi Notları II
Hanımlar genel olarak temkinlidir diye düşünmüşümdür.
Bunun
belki
''annelik'' kıvamına erişimde kullanmamız için verilmiş
özel bir yetenek olarak algılıyorum..
Dubai uçak biletlerimizi aldığımızda
ısrarla
tarihin festival tarihine denk geldiğini
ve
otel bulmakta zorlanacağımızı eşime söylemem
sanırım bu içgüdü sebebiyledir.
Ancak elbette ki kaale alınmadım..

Ve
biz uçaktan inip,
caddede bir türlü taksi durduramayıp,
sora ede otobüse binip
otelimize ulaştığımızda
ilk sorumuzu sorup benim beklediğim cevabı aldık:
''ertesi gün ve daha sonraki günler için rezervasyonlarımız doludur...''

Kısa bir şehir turu geleneğimizi bozmadan pusetimizi alıp, bavullarımızı bırakıp caddelere attık kendimizi..
Ve tabi otel resepsiyonlarına...
İtiraf ediyorum ki eşim benden daha mütevekkil idi..
Daha ertesi günün sabahında da yer bulamadığımız saatlerde
panik olmama ramak kalmıştı...

Ancak
bir yandan otelsiz kalmış olmamıza rağmen
keyifli gezintiler yapmaktan da geri kalmıyorduk.
Bizim
Böğürtlenimizle epey zamandan sonra yaptığımız ilk uzun tatildi.
Ve açıkcası
tedbiri elden yine bırakmamıştım.
Dört saat uçak yolculuğunu
ve
bizim gezilerimizin iskeletini oluşturan
uzun soluklu şehir turlarımızı düşününce
en iyi çözümün ;
kızımın çok sevdiği masallar, ninniler ve çizgifilmler olduğuna kanaat ederek;
teknolojiyi kullanmıştım.
Ve bu teknolojik mucize benim için ipod olmuştu.
Kızım doğal olarak yer yer pusetinden sıkıldığı ve tekin olmayan ''kalkıp oynayayım anne'' cümlesini usanmadan tekrarladığı için iPod benim cansimidim olmuştu.

Gerçi o küçücük ekrana kilitlendiğini izlerken
eşimle
evimizde tv olmamasının ne kadar doğru bir karar olduğunu
tekrar kabul etmiş olduk.
Kendimizi takdir ettik...
Otel olarak ikinci durağımız
bence ufak çapta bir lütuftu bize..
Bir oda, bir salon ve mutfak ile banyodan oluşan bir daireydi aslında.
Ve
standart bir otel odası fiyatına bulmamız da
işin ayrı güzelliğiydi.
Gerçi uyumak dışında
orada hiç vakit geçirmeyecektik
ancak
babamızın sigara molaları
ve
sabah çayı içerek dışarı çıkma imkanımızın olması,
bizim Böğürtlenin
yatak odasına komple yerleşip
tüm oyuncaklarını ortalığa serip
bizi hazırlıklarımızla başbaşa bırakması
dar bir alanda hiç şüphesiz daha zor gerçekleşirdi.

Dubai caddeleri
taksi olsun olmasın, lüks araçlarla dolu.
Caddeler geniş ve modern şehir yapısı hemen farkediliyor.
Enteresan bir şekilde
ortama sarı bir renk hakim.
Arabaların üzerilerinde
sabahları gördüğünüz o sarı toz tabakası
hiç görmediğimiz çölün
aslında
yakınlarda bir yerlerde olduğunu bize sürekli anımsattı..
Alışveriş merkezleri dışında
Dubai'de bir mekan bulamamak
açıkcası bizim gezi programımız için oldukça ters bir durumdu.
Gündüz sıcakta boş olan sokaklar
geceleri de
alışveriş merkezlerinin varlığı dolayısıyla boştu.
Pek çok AVM var.
Herbiri diğerinden çok methedilen,
içeriğinin zenginliğiyle mutlaka görülmesi tavsiye edilen,
mimarisi için görülmesinin gerekli olduğu telkin edilen
gezi notlarından da elimizde çok sayıda vardı..
Ancak
araştırmalarımız sonucunda
seçtiğimiz yerlere gittik biz sadece.
Ki bunlarda geçirdiğimiz her bir gün bile
bir süre sonra inanılmaz sıkıcı ve rutin geldi.
Belki
alışveriş hedefiyle gidenler için cazip olabilir
ama
bu şehirde hem de festival zamanı baktığımız ürünlerin fiyatı
açıkcası
Eminönü-Doğubank'tan daha farklı değildi.
Ve
aynı şartlarda yani garantisiz olmaları da ayrı bir konu.
Uluslararası garanti için ödenen meblağ
sizi
zaten
Türkiye'deki herhangi bir kampanya fiyatına götürüyor.
Biz alışveriş yapmadık.
Kendi gezi ilkelerimize uyarak şehri gezdik bol bol.
Yine de
oradaki oyuncak sektörünü
.jpg)
çok çok çok başarılı buldum.
Ve
E.L.C. oyuncak dükkanlarındaki
festival fiyatları ve çeşitleri

gerçekten görülmeye değerdi diyebilirim...
Yemek konusunda
dışarıda yürürken
atıştırma yapıp yeni tatları deneyeceğimiz alternatife
pek rastlamadık
ancak
AVM'lerde pek çok ülke mutfağına rastlayabiliyorsunuz.
Büryani Kebabı ve Jasmin Pirinci özel tercihimiz olduğundan,
ufak tefek pizza seçimleri haricinde
riskli menüler seçmeden
yeni tatları da denedik.
Türkiye'de pek rastlayamadığımız Baskin Dondurmaları
orada her yerde olduğundan
bol bol dondurma yedik bir de..

AVM ve şehrin her yerinde dikkatimi çeken
anneler için konforun tam anlamıyla sağlandığıydı.
Hiç sıkıntı yaşamadım.
Bizim Böğürtlen daha ufak olsaydı da
sorun yaşamayacağım kesindi...
AVM içlerinde öyle büyük çocuk oyun alanları vardı ki,
hem de gözetmenleri ile..
Burada
yaşam alanı haline getirilmiş bu AVM yapıları..

İçlerinde lunaparklar ve hatta

gösteriler mevcut...
Ve bunların salt hedefi de çocuklar değil..
Kızımızı
yabancı bir ülkede teslim edecek cesarete sahip değildik
ama
bunun var olması bile bana çok hoş bir fikir olarak geldi.
Zira
zaten o kadar büyük bir alanı geziyordunuz ki
saatler içerisinde çocuğun sıkılmaması mümkün değildi....
Gerçi
burada yerel halktan olduğunu gördüğüm her anne
bakıcıya sahipti
ister istemez Ayşe Arman geldi aklıma....

Şaşırmadım diyemem.
Filipinli bir bakıcıya sahip olmayana
hoş bakılmıyor olsa gerek burada..

Gezdiğimiz AVM'ler arasında
en çok
İbni Batuta Mall hoşumuza gitti.

Açık havada geziyor izlenimi edindiğiniz bir mekan olarak tasarlanmış.
Her ülkenin
kendi alanı var
ve
rengiyle, kokusuyla ve dükkanlarıyla her biri ayrı güzeldi.

Büyüklüğü hakkında net rakamlar telaffuz edemeyeceğim
ancak
içerisindeki herhangi bir ülkeye ait olan bölümde
gemilerin,

fillerin

olduğunu söylersem
sanırım bir fikir oluşur zihninizde.
Ayrıca
içerisinde suni kayak merkezi olan

Emirates Mall da dikkat çekiciydi.
İzlerken
insanoğlunun zevki uğruna ortaya çıkartabilecekleri
beni dehşete düşürmedi diyemem.
-üç derecede sabitlenen bir iklimde kayan aileler,
teleferik,
çocuklar uzun bir süre izlettiriyor kendini...
Ama girişindeki ''antikacı dükkanı''

-içinde resim çekilmesine izin verilmiyor-
benim çok daha fazla beğenimi kazandı...
Vitrinin detaylarını ancak bu kadar görselleyebildim..

Otelimize yakın olan
tekstil konusunda tavsiye edilen AVM'yi de dolaştık:
Quasis Mall sanırım..
Ama
hem vakit geçmek bilmedi diye çıktık,
hem de festival zamanına rağmen
fiyatlar
bize hiç de çekici gelmedi.
Gerçi burada herkes fazlasıyla alışveriş havasına girmişti.
Özellikle
elleri kolları torbalarla dolu turistlerin
bizim göremediğimiz birşeyleri yakaladığından şüphelenmedim değil ..

Burada bir de şu var:
AVM dükkanlarından
alışverişleriniz karşılığında
araba kazanabileceğiniz çekilişlere katılmaya hak kazanıyorsunuz.
Rivayete göre
ülkenizde kapınızın önüne kadar getiriliyormuş; eğer kazanırsanız...

Bizim için ilginç olan
eşimin de çok beğendiği AVM
- orada mall olarak geçiyor-
meşhur Yelken Oteli görmeye gittiğimizde
yolun kenarında
''buraya da girelim '' diyerek
içine düşüverdiğimiz Jumeriah Mall idi.

Fiyatların oldukça uçuk kaçık seyrettiği dükkanları

farklı bir otantik sunum ile biraraya getirmişler burada.
Ama bundan da güzel olanı
AVM ile tanımlandığı otel kompleksinin
aynı yerde yer alıyorken
aralarında bir derenin bulunmasıydı.

Bu derede
-yada ırmak da denilebilir-
abralar turistik geziler yapıyor.
Yada odanıza sizi bu abralar bırakıyor.
Sukuneti ile bir AVM havasından uzak,
son derece şık ve etkileyici bir yerdi.

Ayrıca
İKEA'nın da olduğu
Festival Mall ve City Centre Mall gittiğimiz yerler arasındaydı.
İkea'da yediğimiz sebzeli makarna ise enfesti.
Ve
fiyatları en uygun olan yer daha evvelden okuduğum
tüm tavsiye yazılarında olduğu gibi
Deira City Centre'deydi.
Bu AVM'ler sizi de pek ilgilendirmiyorsa
-ki zaten dibi sonu yok eğer hepsini gezmek isterseniz-
şehri ikiye bölen nehirde
abralarla yolculuk yapabilir,

-30 kuruşa tekabül eden bir fiyat ile
çok keyifli ve heyecanlı bir yolculuk yapılıyor
kaçırılmayacak bir fırsat diye düşünüyorum-

nehir kıyısında
nargilenizi tüttürerek
keyifli ve lezzetli kahveler, çaylar içebilir,
arka sokaklardaki eski çarşıları dolaşabilir
ve hatta
Dubai Müzesinde keyifli zaman geçirebilirsiniz.
Yaklaşık
kırk yıllık bir geçmişe sahip olan
bu küçük ama inanılmaz ülkenin
hangi noktadan

yola çıktığını gördüğünüzde şaşırıyor
ve
takdir ediyorsunuz.

Balıkçılık ve inci çıkartma ile uğraşırken
.jpg)
şimdi
dünyanın ticaret merkezlerinden biri haline gelmiş olmak
ve
bunu gelen meraklılara bu şıklıkta anlatmak
sanırım gurur veriyordur halkına....
Bu serin ortamı kesinlikle görmenizi tavsiye ederim.
Bur Dubai ve Deira olarak
nehirle ikiye ayrılan şehrin her iki yakasında da
çarşılar mevcut.
Deira çarşıları daha yeni
ama
daha varoş görünümlü.
Özellikle hintli çalışanlarla dolu
ve
garantisiz ürünlerinin,tekstilin fiyatlaı hayli ucuz.
Bur Dubai'deki nehir kıyısı çarşıları ise
daha zevkli, özenli ve turistik bir yapıya sahip.
Eğer
bizim gibi üşüme sorunu yaşamazsanız
nehrin kıyısı güzel vakitler vaadediyor olabilir
ancak
özellikle benim için çok çok serindi o civar...
Bunca gezinti esnasında Festival eğlencelerini
ve
dönme dolap keyfini de kaçırmadık..
Yelken Otele gittiğimizden bahsediyordum az evvel..
Tabi ki
turistik bir gezinin dahi 100 USD karşılığında yapıldığı bir otelin yaklaşılabilir mesafeden resmini çekmemin tek nedeni:
meraklılarına
nasıl bir yapı olduğunu gösterebilmek içindi


Üzerinde
helikopter pisti, tenis kortu olduğu söylenen
kısaca
''içinde gördüğünüz herşeyin altın olduğunu bilin yeter ''
cümlesiyle özetlenen bu yapı
Dubai emirinin
aslında bir başka emire hediyesiymiş.
Ki o kabul edip teşekkür ettikten sonra
yine jest yapıp
anahtarını geri vermiş.
Asıl tuhaf olan,
otelin elli yıl daha kendisini amorti edemeyecek olması bilgisiydi...
Gittik ve gördük..
Bana olağanüstü gelmeyen bir yapının
bence
en güzel özelliği
o geniş sahilindeki incecik kumuydu ki

kızımla
soğuğa rağmen

bu kumda ıslanma keyfini ıskalamadım..
Sanırım
bizim Bücür Cadı da
en çok bu dakikalardan keyif aldı ki
her gün tekrarını talep etti.
Ve geldiğimizde hala dilindeydi...
''Anne yine denize gidip ıslanalım mı??''
Bu gezi de bitti...
Artık Ankara'ya geçebileceğim...
Ocak sonunda Dubai'de olmamıza rağmen
belki de
o kadar etkilememiş olduğundandı bu yazının gecikmesi...
Yine de
şu bir gerçek:
Bu ülkeyi var eden şey
-petrolü saymıyorum-
oldukça başarılı reklamlar....

Gerisi gerçekten hikaye....






