Hamili logo yakînimdir..

Dinlenesi ve izlenesi...

''HABER''iniz olsun...

Uğrak yerleri

Bebek.com"

Dubai Gezi Notları II

Perşembe, Nisan 10, 2008, 11:43

Hanımlar genel olarak temkinlidir diye düşünmüşümdür.
Bunun

belki

 ''annelik'' kıvamına erişimde kullanmamız için verilmiş

özel bir yetenek olarak algılıyorum..
Dubai uçak biletlerimizi aldığımızda

 ısrarla

tarihin festival tarihine denk geldiğini

ve

 otel bulmakta zorlanacağımızı eşime söylemem

sanırım bu içgüdü sebebiyledir.
Ancak elbette ki kaale alınmadım..


Ve

biz uçaktan inip,

caddede bir türlü taksi durduramayıp,

sora ede otobüse binip

otelimize ulaştığımızda
ilk sorumuzu sorup benim beklediğim cevabı aldık:

''ertesi gün ve daha sonraki günler için rezervasyonlarımız doludur...''


Kısa bir şehir turu geleneğimizi bozmadan pusetimizi alıp, bavullarımızı bırakıp caddelere attık kendimizi..
Ve tabi otel resepsiyonlarına...
İtiraf ediyorum ki eşim benden daha mütevekkil idi..
Daha ertesi günün sabahında da yer bulamadığımız saatlerde

panik olmama ramak kalmıştı...


Ancak

bir yandan otelsiz kalmış olmamıza rağmen

keyifli gezintiler yapmaktan da geri kalmıyorduk.
Bizim

Böğürtlenimizle epey zamandan sonra yaptığımız ilk uzun tatildi.
Ve açıkcası

tedbiri elden yine bırakmamıştım.
Dört saat uçak yolculuğunu

ve

 bizim gezilerimizin  iskeletini oluşturan

uzun soluklu şehir turlarımızı düşününce
en iyi çözümün ;

kızımın çok sevdiği masallar, ninniler ve çizgifilmler olduğuna kanaat ederek;
teknolojiyi kullanmıştım.
Ve bu teknolojik mucize benim için ipod olmuştu.
Kızım doğal olarak yer yer pusetinden sıkıldığı  ve tekin olmayan ''kalkıp oynayayım anne'' cümlesini usanmadan tekrarladığı için iPod benim cansimidim olmuştu.

 

Gerçi o küçücük ekrana kilitlendiğini izlerken

eşimle

evimizde tv olmamasının ne kadar doğru bir karar olduğunu

tekrar kabul etmiş olduk.

Kendimizi takdir ettik...
Otel olarak ikinci durağımız

bence ufak çapta bir lütuftu bize..
Bir oda, bir salon ve mutfak ile banyodan oluşan bir daireydi aslında.

Ve

standart bir otel odası fiyatına bulmamız da

işin ayrı güzelliğiydi.

Gerçi uyumak dışında

orada hiç vakit geçirmeyecektik

ancak

babamızın sigara molaları

ve

sabah çayı içerek dışarı çıkma imkanımızın olması,

bizim Böğürtlenin

yatak odasına komple yerleşip

tüm oyuncaklarını ortalığa serip

bizi hazırlıklarımızla başbaşa bırakması

dar bir alanda hiç şüphesiz daha zor gerçekleşirdi.


Dubai caddeleri

taksi olsun olmasın, lüks araçlarla dolu.

Caddeler geniş ve modern şehir yapısı hemen farkediliyor.

Enteresan bir şekilde

ortama sarı bir renk hakim.

Arabaların üzerilerinde

sabahları gördüğünüz o sarı toz tabakası

hiç görmediğimiz çölün

aslında

 yakınlarda bir yerlerde olduğunu bize sürekli anımsattı..
Alışveriş merkezleri dışında

Dubai'de bir mekan bulamamak

açıkcası bizim gezi programımız için oldukça ters bir durumdu.
Gündüz sıcakta boş olan sokaklar

geceleri de

alışveriş merkezlerinin varlığı dolayısıyla boştu.

Pek çok AVM var.

Herbiri diğerinden çok methedilen,

içeriğinin zenginliğiyle mutlaka görülmesi tavsiye edilen,

 mimarisi için görülmesinin gerekli olduğu telkin edilen

gezi notlarından da elimizde çok sayıda vardı..

Ancak

araştırmalarımız sonucunda

seçtiğimiz yerlere gittik biz sadece.

Ki bunlarda geçirdiğimiz her bir gün bile

 bir süre sonra inanılmaz sıkıcı ve rutin geldi.

Belki

alışveriş hedefiyle gidenler için cazip olabilir

ama

bu şehirde hem de festival zamanı baktığımız ürünlerin fiyatı

açıkcası

Eminönü-Doğubank'tan daha farklı değildi.

Ve

aynı şartlarda yani garantisiz olmaları da ayrı bir konu.

Uluslararası garanti için ödenen meblağ

sizi

zaten

Türkiye'deki herhangi bir kampanya fiyatına götürüyor.

Biz alışveriş yapmadık.
Kendi gezi ilkelerimize uyarak şehri gezdik bol bol.

Yine de

oradaki oyuncak sektörünü

çok çok çok başarılı buldum.
Ve

E.L.C. oyuncak dükkanlarındaki

festival fiyatları ve çeşitleri

 

gerçekten görülmeye değerdi  diyebilirim...
Yemek konusunda

dışarıda yürürken

atıştırma yapıp yeni tatları deneyeceğimiz alternatife

pek rastlamadık

ancak

AVM'lerde pek çok ülke mutfağına rastlayabiliyorsunuz.

Büryani Kebabı ve Jasmin Pirinci özel tercihimiz olduğundan,

 ufak tefek pizza seçimleri haricinde

riskli menüler seçmeden

yeni tatları da denedik.

Türkiye'de pek rastlayamadığımız Baskin Dondurmaları

orada her yerde olduğundan

bol bol dondurma yedik bir de..


AVM ve şehrin her yerinde dikkatimi çeken

anneler için konforun tam anlamıyla sağlandığıydı.

Hiç sıkıntı yaşamadım.

Bizim Böğürtlen daha ufak olsaydı da

sorun yaşamayacağım kesindi...

AVM içlerinde öyle büyük çocuk oyun alanları vardı ki,

hem de gözetmenleri ile..

Burada

yaşam alanı haline getirilmiş bu AVM yapıları..

İçlerinde lunaparklar ve hatta

gösteriler mevcut...

Ve bunların salt hedefi de çocuklar değil..

Kızımızı

yabancı bir ülkede teslim edecek cesarete sahip değildik

ama

bunun var olması bile bana çok hoş bir fikir olarak geldi.

Zira

zaten o kadar büyük bir alanı geziyordunuz ki

saatler içerisinde çocuğun sıkılmaması mümkün değildi....

Gerçi

burada yerel halktan olduğunu gördüğüm her anne

bakıcıya sahipti

ister istemez Ayşe Arman geldi aklıma....

Şaşırmadım diyemem.

Filipinli bir bakıcıya sahip olmayana

hoş bakılmıyor olsa gerek burada..


Gezdiğimiz AVM'ler arasında

en çok

İbni Batuta Mall hoşumuza gitti.

Açık havada geziyor izlenimi edindiğiniz bir mekan olarak tasarlanmış.

Her ülkenin

kendi alanı var

ve

rengiyle, kokusuyla ve dükkanlarıyla her biri ayrı güzeldi.


Büyüklüğü hakkında net rakamlar telaffuz edemeyeceğim

ancak

 içerisindeki herhangi bir ülkeye ait olan bölümde

gemilerin,

 

fillerin

 

olduğunu söylersem

sanırım bir fikir oluşur zihninizde.
Ayrıca

içerisinde suni kayak merkezi olan

 

Emirates Mall da dikkat çekiciydi.

İzlerken

insanoğlunun zevki uğruna ortaya çıkartabilecekleri

beni dehşete düşürmedi diyemem.

-üç derecede sabitlenen bir iklimde kayan aileler,

teleferik,

çocuklar uzun bir süre izlettiriyor kendini...

Ama girişindeki ''antikacı dükkanı''

 

-içinde resim çekilmesine izin verilmiyor-

benim çok daha fazla beğenimi kazandı...

Vitrinin detaylarını ancak bu kadar görselleyebildim..

 

 

Otelimize yakın olan

 tekstil konusunda tavsiye edilen AVM'yi de dolaştık:

Quasis Mall sanırım..

Ama

hem vakit geçmek bilmedi diye çıktık,

hem de festival zamanına rağmen

fiyatlar

bize hiç de çekici gelmedi.

Gerçi burada herkes fazlasıyla alışveriş havasına girmişti.

Özellikle

elleri kolları torbalarla dolu turistlerin

bizim göremediğimiz birşeyleri yakaladığından şüphelenmedim değil ..


Burada bir de şu var:

AVM dükkanlarından

 alışverişleriniz karşılığında

araba kazanabileceğiniz çekilişlere katılmaya hak kazanıyorsunuz.

Rivayete göre

ülkenizde kapınızın önüne kadar getiriliyormuş; eğer kazanırsanız...


Bizim için ilginç olan

eşimin de çok beğendiği AVM

- orada mall olarak geçiyor-

meşhur Yelken Oteli görmeye gittiğimizde

yolun kenarında

''buraya da girelim '' diyerek

içine düşüverdiğimiz Jumeriah Mall idi.

Fiyatların oldukça uçuk kaçık seyrettiği dükkanları

farklı bir otantik sunum ile biraraya getirmişler burada.

Ama bundan da güzel olanı

AVM ile tanımlandığı otel kompleksinin

aynı yerde yer alıyorken

aralarında bir derenin bulunmasıydı.

Bu derede

-yada ırmak da denilebilir-

abralar turistik geziler yapıyor.

Yada odanıza sizi bu abralar bırakıyor.

Sukuneti ile bir AVM havasından uzak,

 son derece şık ve etkileyici bir yerdi.


Ayrıca

İKEA'nın da olduğu

Festival Mall ve City Centre Mall gittiğimiz yerler arasındaydı.
İkea'da yediğimiz sebzeli makarna ise enfesti.

Ve

fiyatları en uygun olan yer daha evvelden okuduğum

tüm tavsiye yazılarında olduğu gibi

Deira City Centre'deydi.
Bu AVM'ler sizi de pek ilgilendirmiyorsa

-ki zaten dibi sonu yok eğer hepsini gezmek isterseniz-

şehri ikiye bölen nehirde

abralarla yolculuk yapabilir,

 

-30 kuruşa tekabül eden bir fiyat ile

çok keyifli ve heyecanlı bir yolculuk yapılıyor

kaçırılmayacak bir fırsat diye düşünüyorum-

nehir kıyısında

nargilenizi tüttürerek

keyifli ve lezzetli kahveler, çaylar içebilir,

arka sokaklardaki eski çarşıları dolaşabilir

ve hatta

Dubai Müzesinde keyifli zaman geçirebilirsiniz.

Yaklaşık

kırk yıllık bir geçmişe sahip olan

bu küçük ama inanılmaz ülkenin

hangi noktadan

yola çıktığını gördüğünüzde şaşırıyor

ve

takdir ediyorsunuz.

Balıkçılık ve inci çıkartma ile uğraşırken

 

şimdi

dünyanın ticaret merkezlerinden biri haline gelmiş olmak

ve

bunu gelen meraklılara bu şıklıkta anlatmak

sanırım gurur veriyordur halkına....

Bu serin ortamı kesinlikle görmenizi tavsiye ederim.
Bur Dubai ve Deira olarak

nehirle ikiye ayrılan şehrin her iki yakasında da

çarşılar mevcut.

Deira çarşıları daha yeni

ama

daha varoş görünümlü.

Özellikle hintli çalışanlarla dolu

ve

garantisiz ürünlerinin,tekstilin fiyatlaı hayli ucuz.

Bur Dubai'deki nehir kıyısı çarşıları ise

daha zevkli, özenli ve turistik bir yapıya sahip.

Eğer

bizim gibi üşüme sorunu yaşamazsanız

nehrin kıyısı güzel vakitler vaadediyor olabilir

ancak

 özellikle benim için çok çok serindi o civar...

Bunca gezinti esnasında Festival eğlencelerini

ve

dönme dolap keyfini de kaçırmadık..
Yelken Otele gittiğimizden bahsediyordum az evvel..

Tabi ki

turistik bir gezinin dahi 100 USD karşılığında yapıldığı bir otelin yaklaşılabilir mesafeden resmini çekmemin tek nedeni:

meraklılarına 

nasıl bir yapı olduğunu gösterebilmek içindi

 


Üzerinde

helikopter pisti, tenis kortu olduğu söylenen

kısaca

''içinde gördüğünüz herşeyin altın olduğunu bilin yeter ''

cümlesiyle özetlenen bu yapı

Dubai emirinin

aslında bir başka emire hediyesiymiş.

Ki o kabul edip teşekkür ettikten sonra

yine jest yapıp

anahtarını geri vermiş.

Asıl tuhaf olan,

otelin elli yıl daha kendisini amorti edemeyecek olması bilgisiydi...

Gittik ve gördük..

Bana olağanüstü gelmeyen bir yapının

bence

en güzel özelliği

o geniş sahilindeki incecik kumuydu ki

 

kızımla

soğuğa rağmen

 

bu kumda ıslanma keyfini ıskalamadım..
Sanırım

bizim Bücür Cadı da

en çok bu dakikalardan keyif aldı ki

her gün tekrarını talep etti.

Ve geldiğimizde hala dilindeydi...

''Anne yine denize gidip ıslanalım mı??''
Bu gezi de bitti...

Artık Ankara'ya geçebileceğim...

Ocak sonunda Dubai'de olmamıza rağmen

belki de

o kadar etkilememiş olduğundandı bu yazının gecikmesi...

Yine de

 şu bir gerçek:

Bu ülkeyi var eden şey

-petrolü saymıyorum-

oldukça başarılı reklamlar....

Gerisi gerçekten hikaye....