''Yazacak Ne Çok Şey Var...Hayata ve Herşeye Dair...Zaman zaman...''
...Dün geçti...Yarın kesinlikle dünden farklı...Bugün ise...Hiçbir şey eskisi gibi olmuyor...

ANA MENÜ

KATEGORİLERİM

SON YAZILARIM

ARKADAŞLARIM

BAĞLANTILARIM

BLOG SAYACI

İŞ ADRESİ

HAMİLİ LOGO YAKÎNİMDİR

BU HAMİLİ LOGO DA YAKÎNİMDİR :)

YOĞUN İSTEK ÜZERİNE :)

''HABER''iniz olsun...

BUNLAR DA FAVORİM

BLOGCUYA UYARLAMA

KAYNAK

4/6/2009 - Anne- Kız mutfaktayız...
Kategori: anneyim

 

Bizim mutfağın en önemli ilkesi:boş ve temiz bir tezgahtır…

Çırak eğitimimiz bu cümleyle birkaç ay önce başladığından Bücür Cadı önce tezgaha el attı…

‘’Oooo…Annecim afferim temizmiş burası..’’

ile başladık anne-kız etkinliğimize…

Aslında

kendisi de uyku saatinin geldiğinin farkında olmasına rağmen

evdeki erkeklerin yokluğunu fırsat bilip kendimize torpil geçtik…

Kral Babamız, toplantısında

Ve

Küçük Prensimiz tatlı uykusunda olduğundan

Biz de mutfağa daldık..

Epey zamandır iki çocuk ve iş rotasında

Mutfak içi extra  faaliyetleri bile isteye ihmal ettiğimden

Açıkcası lezzetli bir etkinliğe

hem zihnimin,

Hem  midemin,

 hem de evdekilerin ihtiyacı vardı ki

Bücür Cadı asistan olarak eşsizdi…

İlk olarak Anneler Günü için bana hediye ettiği önlüğü taktı

ve

yeniden silip kuruladığı tezgahın önünde pozunu verdi…



Sonra

 kardeşi için yapılan çorbayı karıştırma teklifimi geri çevirmeyerek

Beni bence külfetli bir işten kurtarmış oldu..

 

Tabii çorba pişer pişmez

‘’Ben acıktım, kardeşimin çorbasından yemek istiyorum..Zaten o uyudu,bu çorba da sıcak…Ben de yiyebilirim dimi?’’

demesi

Beklediğim bir cümleydi..

Ama sıcak çorbayı kurabiye projemizi bölerek acilen soğutup

Küçük hanıma hazırlamak planlarımda yoktu…

‘’Güzel yapmışım annecim..Karıştırınca nefis olmuş’’


diyerek
kendi payını da kendine düştükten hemen sonra
kurabiye konusuna el atmaya hazırdı…

Hiç ama hiç sevmediğim mutfak cümlesi:

’’alabildiğine un..’’ile başlar…

Kim icad etmiş, nasıl aklına gelmiş anlamam..

Anlamakta istemem..Kendisine kalsın…

Sağolsun Kandil Simidindeki marifetli arkadaşım tam da benlik bir tarifiyle

Sitesine uğradığım gibi derman oluverdi bana…

Gayet kolay tarifi ve malzemeleri ile anne-kız giriştik cevizli tarçınlı kurabiye projemize…


Ben on kurabiye yuvarlarken

onun İkinciyle oynuyor olmasına takılmamam gerektiğini biliyorum….


Biliyorum da…

Aralarda bilmiş bilmiş kendi sorularını cevaplaması yok mu…

‘’Annecim ben seni çooooook seviyorum…Sen en çok babamı seviyorsun dimi?’’

‘’Seni de en çok seviyorum ben..’’

‘’En çok değil ama dimi?..’’

‘’Evet bebeğim ben seni de en çook seviyorum..’’

‘’Ben en çok seni sevmiyorum ama…’’

????

‘’Yani en çok seni seviyorum ama senden çok Allahı seviyorum..

Çünkü O da beni en çok seviyor…

Bence sen de en çok Allahı sevmelisin…’’

!!!

‘’Üzülmedin dimi anneciğim…’’


Islak ve kocaman bir öpücük….

Kurabiyeler fırına

Bücür Cadı yatağa geçtiğinde

Bu güzel diyaloğu düşünüyordum…

Ve bu cümlelerdeki tılsımı…

Güzeldi…Hatta çok çok güzeldi…

Pişen ve Böğürtlenimin ancak yarın yiyebileceği kurabiyelerimiz gibi…

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz!

<- Son Sayfa :: Sonraki Sayfa ->