31/7/2009 - Gökçeada.....
Gökçeada'yı seviyorum... Ayaklarımın kuma deydiği andaki o sıcaklığı ve denizin tenime deydiği andaki o serinliği bu kadar yoğun ve yakıcı hissedebildiğim müstesna yer olan Gökçeada'yı çok fazla seviyorum... Balıklardan korkmadan yüzmeyi kızıma burada öğrettiğim için belki,  Küçük Prens'im de ilk defa kumlarda burada oynadığı için belki,
 herkes uykudayken ve ben o salıncakla yukarılardayken, yıldızlara dokunabileceğimi bu denli güçlü ancak buradaki gecenin gökyüzünde duyumsayabildiğim için belki... Herkesin bir şekilde kendi meşgalesine döndüğü siesta saatlerinde sadece bu adadayken dalga seslerine kapılıp kendi yüreğime sarınıp sessizliğimle konuşabildiğim için belki... Hüzünlü bir ada olduğunu düşünüyor olmam da bir sebep olabilir... Mavisinin duruluğu da... Rüzgarının asiliği de... Sevebilmek için nedenler üretiyor da olabilirim aslında.. Ama bir şekilde Gökçeada'ya yine gittiğim bu yaz; orada olmanın ne kadar güzel olduğunu düşündüm bir defa daha...
NOT:Zeytinlik Köyü'ndeki Madam'ın Kahvesi birçokları için Gökçeada'nın uğrak yeridir.Ama benim asıl önerim Madam'ın sağ yanından çıkan yolda ilerleyip sol tarafınızda rastlayacağınız Barba Hristo'nun o lezzetli tatlısı ve dondurmasını tatmanız olacaktır...
|